4 Aralık 2013 Çarşamba

Televizyon


Şu anda televizyondaki aşçı bir et yemeği tarifi veriyor ve şöyle diyor: ''Önce kasaptan genç bir hayvanın döşünü alıyoruz'' ! Höö? Genç derken?? Ben şimdi o yemeği yapmak istesem bizim mahallenin kasabına gidip: ''Merhaba, bana genç bi hayvanın döşünden 100 gr. lütfen? '' mi diycem? Gülerim be..:P

Alabileceğim muhtemel cevaplar listesi :

- Orta yaşlı var abla, uyar mı?
- Döşü kalmadı dötünden versek?
- Bi tane ergen koyun olacaktı şuralarda, du bakiim..
- Ben varım, olur mu? ;) vb..

Ah şu çılgın Türkçe. Her kelimesi tuhaf yerlere götürebiliyor insanı:)

Geçenlerde de bir moda programı izliyordum, spiker sunuma şöyle başladı: ''Hiçbir yerde duymadığınız, çok faydalı, sihirli, hayatınızı değiştirecek bilgiler az sonra burada..'' Ablacım evrenin sırrını mı vereceksin bize? Nedir bu iddaa, bu heyecan? Alt tarafı 2 makyaj hilesi ile yılın moda rengini açıklayacaksın yani. Bi sakin ol.!

Görüldüğü gibi, televizyonla ilişkim yoğundur. Evde olduğum günlerde (-ki bunlar bazen her Allah'ın günü olup bazen de yolunu unuttuğum bir hal alıyor) ses olsun diye gelir gelmez açma alışkanlığım var yıllardır. İyi birşey değil belki ama alışkanlık işte..Yemeğimi yiyip yayılıyorum karşısına.. Halbuki bir evde her daim yapacak çok iş var ama bende iş yok:)

Tabi bir evde tv çok açıksa en çok izlenen şey reklamlar oluyor. Büyük çoğunluğu evlere şenlik olan meşhur reklamlarımız! Ana haber bülteni toplam 1 saat, 45 dakikası reklam. Şu şekilde yani; 1 cinayet haberi 8 reklam. Bir meydan konuşması, 15 reklam. Bir spor haberi bir reklam ve hava durumu.. Sonra 48 reklam ve bekle ki o caaanım yerli dizin başlasın:)
Gerçi kimse o dizileri izlemiyor aslında. Daha çok belgesel:) Birine soruyorsun; 'Ya Sülümanı izledin mi akşam, şöyle şöyle oldu' falan diye. Yok yaaa, ben pek açmıyom televizyooğğnn'' diyor çoğunlukla. Ama biraz sonra  ''Ayy nooldu o Mustafa'ya, kestiler mi kellesini?'' gibi birşey diyor muhakkak..Telepati yöntemiyle senaryoyu okuyor zaar. ;)

Bir yandan da insan düşünüyor; sürekli faydalı yayınlar olsa, her akşam tüm kanallar ekonomi haberinin, kültür sanat programlarının dibine vursa, önemli zatlarla ropörtaj falan yayınlasa valla içimiz şişer:) Herkesin ruhu yeterince hayat dertleriyle dolu ve beynimiz günlük rutin streslerle ağırlaşıyor. Bi güzel uyuşuyor, resetliyoruz işte bu şekilde:) Mesela ben  o kafayı boşaltmadan ne kitap okuyabiliyorum, ne birşey yazabiliyorum. Kişisel gelişimime fayda yani bir nevi;) Hele o paparaziler yok mu? Direk Prozac etkisi yapıyor, aşırı doz:)
Ve tabi  bir de Flash TV gerçeği var ki, 1 hafta düzenli izleyince kelimelerle tanımlanamayacak bir dünya görüşüne sahip olabiliyorsunuz:P Tek yan etkisi; dindirlemez bir halay çekme isteğiyle dolup taşmanız:) Onu da koridoru 2 tur gidip gelerek bi nebze bastırabilirsiniz belki..

Geçen gün bir minibüse bindim. En ön koltuktaydım. Bir de ne göreyim, şöför radyonun olduğu yere minicik bir tv takmış, Esra Erol'u izliyor. İlgiyle! ''Yazlığı olsun, emeklisi olsun, gezmeyi sevsin..'' falan diye anlatıyor bi tane ablamız. (Tabi ben de hemen aday olan amcanın burç tahminini yaptım. Ya Kova ya İkizlerdi kesin. Çok konuşuyordu:P)  Yani, televizyon artık evlerin her odasında var olduğu gibi, her türlü taşıtın içine de girdi. Yayın içeriklerinde küçük farklılıklar oluyor tabi. Şehir hatları vapurlarında sürekli haber kanalları açık, Koşuyolu minibüsünde evlilik programı. E ama o kadar fark da olsun yani;)
Ama şöföre sitemim var, bi çekirdek servisi falan yapabilirdi bence..

Ben şu koca dünyada hala tüplü televizyon kullanan son insanım sanırım:) O kadar da dayanıklı çıktı ki meret, hiç bozulmuyor. Bi ara bi tekle de mecburen değiştireyim, di mi? Maşallah 40 tane LCD yi cebinden çıkarır.. Hayır, insanların boyları kısa kaldı, ona üzülüyorum. Kıvanç bile  ancak 1,70 yahu:) Halbuki LCD de Sibel Can bile o boya geliyor nerden baksan. Haksızlık bu..

Uzmanlar çocuklarınızı televizyondan uzak tutun diyor. Haklıdırlar. Ama yiyosa gelip sen tut sevgili uzman. Bırak uzak durmayı kanal seçiyor artık bu yeni nesil veletleri. 2,5 yaşındaki yeğenim o sıra açık olanı beğenmeyip '' Anne, TRT Çocuk aaaçç'' diye kumandayı getiriyor:) Ayrıca çocuğuna bir şeyler izletip oyalamadan yemek yedirmeyi başaran anne bu devirde 'yaşam boyu onur ödülü'nü hakeder bence:)

İcad eden İngiliz amcaya buradan sevgilerimi gönderiyorum. 100 yıldır iyi oyaladın bizi. Hakkımız helal olsun sana:) Gerçi annelerimize çok iş çıkardın, üzerine dantel öreceğim diye kör oldu zavallılar ama olsun:)

Şiddet, silah, kan-revan içeren herşeye her türlü karşıyım tabi. Ama gerisine de öyle böyle bakcaz işte, naapcaz:) Evinde yalnızsan canın sıkılır, çok nüfusluysan da muhabbet elbet bi yerde biter, aktivite de..!
Bu da bi gerçeğimiz yani..

Televizyon bahane, muhabbetiniz şahane olsun:)

Sevgiler,

NeclaK









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder