29 Kasım 2013 Cuma

İş Hayatı.. (buna hayat denirse:P)


Astrolojiye olan ilgim herkesce malum. Ama gazete köşelerinde yazanlar pek bir araştırmaya dayanmaz genelde, o da malum. Sallamadır çoğunlukla.
Orada birkaç genel başlık vardır: Aile hayatı, Aşk hayatı, İş hayatı vs. Bunlara 5 üzerinden puan verirler. Bu hafta Kovalara aşkta 3 yıldız, aile ilişkilerinde 4 yıldız gibi.. İş hayatını ben size söyleyeyim hiç boşuna oralarda oyalanmayın. Direk: 1 yıldız..Sabit!
Birbiriyle alakası olmayan bin çeşit farklı kişiliği, farklı bakan, farklı gören bir sürü insanı bir araya topla, sonra 10 numara 5 yıldız iletişim ve performans bekle. Yok öyle birşey. Yalancısı orda, satıcısı orda, agresifi orda, tembeli orda, komplekslisi orda. Dalkavuklar başköşede, onların bağımlısı patronlar&müdürler de onların kucağında..
Bütün gezegenler elele verse, kendi etrafında dansetse de o topluluktaki ego savaşları bitmez anacım. Hoplayıp zıplasan da bitmez, kuş tutsan da bitmez.. Bitmezoğlu bitmez...
İyi, saygılı, mantıklı davranan insanlar da var tabi..Ne mutlu onlarla çalışabilen seçilmiş azınlığa:) Kendi gibi olmayan grupların içine düştüğü takdirde zayii olur gider o zavallıcıklar:) Ömürleri bu yamuk düzen içinde emekliliğe gün sayarak geçer..Ve genelde çabuk yaşlanır onlar:)

Geçenlerde yakın bir dostum  '' 'Suskunluğum asaletimdendir' olayı var ya, kıvırmaktan başka bişey değil'' diye tweet atmış. Çok doğru tespit, bence de aynen öyle..
İnsan ilişkilerine dair genel olarak yaşamımda Mevlana'nın görüşlerini benimseyen ve uygulamaya çalışan biri olarak, bu sözünü çok severim aslında ama orada kısaca  'çirkefle bir olma' diyor bize o meşhur hazret..'Ben lafımı ortaya kodum, sen işine geldiği gibi kullan evladım' demiyor.  Tabi bu sadece iş hayatında mı oluyor? Hayır. Yaşamın her alanında geçerli.. Ama yaşamının diğer alanlarında seni üzen, ezen, yalan söyleyen insanlardan uzak durma, kendini koruma lüksün var, iş hayatında yok.. Her sabah gideceksin, o suratı göreceksin.Ve görür görmez ne diyeceksin? Tabi ki: ''Akşam olsa da gitsek!'' :)

Mesela bazen, elindeki klavyeyi kafasına geçirmek, burnunu zımbalamak, yüzüne poşet dosya kapatıp nefessiz kalmasını sağlamak gibi sevimli(!) hislerle dolu olduğun bir yellozun karşısına geçip nazikçe 'Ayşe hanım ben o listeyi size mail attım'' gibi bişeyler diyecek, maili de 'iyi çalışmalar, kolay gelsin' diye bitireceksiniz. Neymiş, Profesyonel İş Yaşamı!
Ve o arada iç ses: ''Kolay değil zor gelsin, çalışama bi daha. O yolladığım liste var ya............''  İşte öyle uzar gider o listeler. Boşluğu siz doldurun!

''Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!''
Ee Ayşe vuruyo ya işte..

İşi değiştirdin diyelim, yenisinde de var onlar. Onlar her yerdeler:) Özellikle bizim ülkemizde.. Saygıyı az bilen, merkezinde sadece kişisel çıkarları olan, özgüveni yerlerde büyük bir gürühla başbaşayız malesef.. Vicdandan bahsetmiyorum bile. Haksızlığa kalbiyle susar, doğrulara ağzıyla susar, yanlışlığa beyniyle susar..
Suskunluğu asaletinden sonuçta adamın.Naapsın? Şehzade torunu o :)

Velhasıl; sizi bilmem de, ben iş hayatına karşıyım:) Hem ne o öyle, kızlı-erkekli birarada! Yakışıyor mu hiç? cık cık cık. :P Ama paşa dedem miras paylaşımı sırasında beni unutmuş, o yüzden mecburen gidip geliyorum işte:)

Bence evlatlarınıza bir iyilik yapmak istiyorsanız, onlara kendi işlerinin sahibi olacakları bir zemin hazırlamak için uğraşın. Ya da işe gitmenin çekilir olabilmesi için çoook sevdikleri, tek hayali olan işi yapabilmesi için destekleyin, onu gerçekleştirsin. Onlardan ömür boyu alacağınız duayla cennet garanti valla, diyim ben size..:)

Son girdiğim 5857. işimdeki patronuma sesleniyorum: Tatlısın sen, tatlı kal:)

Hepinize hayırlı işler:)

NeclaK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder