16 Ocak 2014 Perşembe

spor yap(ama)mak!



Düzenli spor yapan insanlara hayranım. Onlar benim için doğaüstü güçlere sahip kişiler! Öyle olmalılar çünkü, o enerjiye başka türlü sahip olunamaz!
Şahsen benim en yoğun spor yaptığım anlar; düğünlerde çektiğim halaylarla çalıştırdığım bacak kaslarımdan ve  temizlik yaparken vileda ya da süpürgeyi yukarı aşağı itip kakarken hafiften çalıştırdığım kollarımdan ibarettir. Onlar da hala güçlenemedi anasını satayım. Bi pazu falan yapabilmişliğim yok yani hala..

Zaten bunu bir yaşam biçimi haline getirmediği sürece istikrar gösterenini de görmedim hiç etrafımda. Spor salonlarına düzenli üye olarak 6 aylık ödemesini kredi kartından cart diye çektirip, 2.haftadan sonra iş çıkışı spor salonu yerine McDonald's'a gidenini daha çok gördüm:)) Allahtan o 'caart' kısmını yapabilecek bütçeyi ayıracak halim olamadı hiç, yoksa onlardan biri de ben olabilirdim:)

***
Lisede beden derslerinden her fırsatta kaçan biri olarak, sporun insan hayatında aslında epey önemli olduğu bilincine ulaşmam 20'li yaşlarımı buldu. İlk adım olarak, ham ve güçsüz kalmış bünyemi en az yoracak daldır diye düşünerek yüzme dersleri almaya başladım. Henüz 2 ders almıştım ki, ertesi sabah böbrek taşı düşürdüm. Kesin üşüttüm dedim ve o çektiğim sancıyı tekrar yaşama korkusuyla yüzme hayatıma veda ettim. Halbuki yurdumuzu Avrupa'da temsil ederek altın madalyayla geri dönmeye çok yaklaşmıştım:))
Tabi o taş üşütmeden falan olmuyor, bünye yapmış işte. Ama yaş küçük, naparsın. Cahiliyet dönemi:/

***

Yıllar sonra; en iyisi düzenli spor yapan yakınlarımın kuyruğuna takılayım, yaptıkları her spor aktivitesini izleyeyim ve motive olayım diyerek sürekli tenis oynadıkları kortlarda top toplayıcı olarak işe başladım. Sonra ne mi oldu? Seneler geçti, hala onları izlemeye gittiğimde sadece top topluyorum!

Hakkaten yaw, niye hiç yol alamadım ki ben? Bir yerde bir şeyi eksik yapıyorum ama nerde? :P

***

Ama umudumu kaybettim sanmayın, bir süre sonra her akşam uzun yürüyüşler yapma kararı aldım. ''Genellikle çok yürüyen bir insanım zaten, o yüzden bana koymaz. Bunu sağlık ve spor amaçlı, belli bir istikrarda da rahatlıkla yapabilirim, neden olmasın'' diye düşündüm! Oturduğum evler çoğunlukla deniz kenarlarına yakındır. Planım; her akşam (ya da günaşırı) iskeleye doğru  inmek, kulaklığımı takıp sahilden kaptırıp asgari 1 saat yürümek üzerineydi.
Gel gör ki, 2 gün sonra bahanelerim bu konudaki azmimden daha güçlü çıktı:

''Offf, bugün işyerinde çok yoruldum! Bu akşam dinleneyim, yarın yürürüm. ''
''Hafta içi çok zor oluyor bu iş, sadece hafta sonları yapayım bari''
''Bu haftasonu programım var, iptal de edemem, tüh! Haftaya artık..''  vs...vs..vs...

***

Baktım hiçbir türlü olamıyor, anladım ki son çare; Ebru Şallı ile Pilates!
Hem dışarı çıkma derdi de yok, ''alırım DVD'mi evde takılırım mis gibi'' dedim ve güneşli bir pazar günü hevesle bu macerama başladım. Başladım dediysem, sanmayın ki devamı geldi! İlk ve tek ve de son denememi aynı güne hatta aynı 15 dakikaya sığdırdım:) İlk 5 dakika iyiydim, 10. dakikada o ''nefes aaall'' dedikçe, ben #dirennecla demeye başladım ve 15.dakikayı görebilmiş olduğum için kendimi tebrik ederek bir Çubuk Kraker açıp, hissiz hale gelmiş k.çımın üstüne oturdum! Kalan 1,5 saati izlerken de kanepede sızmışım:)  Anlayacağınız; pilates yapacağım diye patates oldum!

Ama o kadın kesinlikle insan değil! Diyim ben size.. Etrafındaki toplara ve ağırlıklara görünmez bir kablo ile bağlanmış değişik türde bir canlı! İçine ''nefes aaall veeerr, aaalll veerrr'' diye bi replik koyup, o minderin üstüne atmışlar, gitmişler. Resmen kendini ortadan ikiye ayırıyor ve bırak yorulmayı, yüzünde azcık bi zorlanma ifadesi olsun di mi onca acayip hareketi yaparken.. Yok, nerdee? Sürekli sırıtıyor. Pis, gıcık, kemik torbası şey...! Ne? Kıskanmak mı? Aslaaa! :P

Ayrıca, izlemesi daha zevkliymiş valla:) Hem o komutlar ninni gibi geliyor, hem de yeni bi tür film izler gibisin: Romantik-Aksiyon :)

***
Son zamanlarda bu işi düşünce gücüyle yapabilme üzerine çalışmalarım var.Evrene talebimi yolladım ama henüz bir geri dönüş alamadım:) Yani, hiçbir sabaha sıkı karın kaslarıyla uyanamadım daha.. Bir başarı sağlarsam sizlere de bildiririm:))

Allahtan babamdan miras bir sıskalık geni taşıyorum. Sağlık için spor yapma denemelerimle vardığım sonuç malumunuz! Bir de fazla kilolar sebebiyle yapmak zorunda olsaydım, bu başarısızlıkla pilates topuna dönerdim kesin. O zaman Ebru Şallı ile kollektif çalışabilirdik:)

Ne yapalım, ben de yazı yazıyorum bol bol. En azından parmak kaslarımı hergün düzenli çalıştırıyorum:) Hem sonuçta ben de zeki, çevik ve ahlaklıyım. Ata'm beni böyle de severdi bence. Sporcu olmak şart mı yani? :P


Bol hareketli ve enerjik günler dilerim:)
Sevgiler,

NeclaK



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder