1 Kasım 2015 Pazar

Neden?


Dünya üzerinde kime sorsan kendini ''iyi biri'' olarak tanımlar. İyi kalpli, hoşgörülü, yardımsever vs... Fakat gerçekte olan bu değil tabi! Hepimiz biliyoruz ki; insanın içinde 'nefs' diye birşey var. (buna başka isimler de konabilir: 'ego' veya 'şeytan' gibi) Ve insanoğlu gerçekten 'iyi' kalabilmek için önce o 'nefs'le başa çıkmalı, bunun için de, en büyük olaylardan en küçük detaylara kadar vicdanını en yüksek performansta kullanmalı. Bunu da biliyoruz.. Fakat malumumuz, günümüz insanının odağında bu niyetler değil, daha çok  'çıkarları' olduğu için o vicdanlar fazla kullanılıp da eskitilmiyor!! Ve bu çağın insanı en çok da; bir kişiyi, bir inancı, bir kavramı ya da bir grubu önce ötekileştirip/değersizleştirme, sonra kendini ondan üstün gösterme ve ona öfke/nefret biriktirmeye eğilimli..

Peki ama neden??

Tamam hepimizi nefsimiz ele geçiriyor bazen, hamurumuz böyle, ve o yüzden hepimiz biraz kötüyüz. buna eyvallah.. Ama büyük çoğunluk öyle 'birazcık' değil, 'fazlasıyla' kötü! Benim insanlık adına tahammül ve kabul edemediğim kısım da bu. Neden ve nasıl bu kadar fazla kötü olduk?
Sezen'in dediği gibi; Acaba ilk kim bozdu bu sonsuz uyumu?

***

Çok kötü insanların ortak özellikleri benim gözlemime göre; çok sabit fikirli oluşu, kompleksli oluşu, aşırı faşist oluşu, geri vites yapmadığı hırslarının oluşu ya da epey 'geri' zekalı olup, kendini aksine çok 'ileri' sanması! Bu özelliklerin en az bir ya da birkaçını illaki taşıyorlar. Tüm bunlar yüzünden de özellikle 'kalple düşünmek' ve 'adil düşünmek' zorlandığı ya da es geçtiği eylemler haline geliyor. Ve böylece kötülüğün tohumları ekilmiş oluyor, zincirin ilk halkası oluşuyor..
Ayrıca, insanlar birbirlerine olan beddualarıyla öyle bir sinerji yaratıyorlar ki, üzerlerine olumlu bir enerjinin gelmesi mümkün olamıyor, gelecek olanı da itiyor!

Peki neden bize bir kere sunulan bu hayatı kendimize ve çevremize yararlı olmak, neşe, uyum ve saygı ile geçirmek yerine, başkalarının inançları, tercihleri veya yaşam alanları ile kafayı bozarak, aşağılayarak, yok etmeye çalışarak geçiriyoruz? Sonuçta insanoğlu iyi de olsa, kötü de olsa en başta kendine huzur istemez mi?
Neden hep bir 'öteki' var ve neden tüm bireysel özgürlükleri hakedenler sadece kendimiz gibi olanlar ama o ötekiler değil?
Veya, neden kendi çocuğumuzun kılına zarar gelse dünya yıkılır da öteki canice öldürülse bile umursamayız? Hiç mi içimiz sızlamaz?
Neden?
Neden?
...........
Akla ve yüreğe uygun bi cevabı olan beri gelsin...

***

Bir arkadaşım Instagram hesabında kendini ''hiçbir şeye şaşırmayan insan'' diye tanımlamış. Bence bu hakkaten çok yüce bir mertebe! O yüzden bu tanımlamayı okuduğumdan beri nerdeyse en önemli hayat amacım oldu bu hale bürünmek:) Özellikle son yıllarda daha da hızlı yükselen bu  kapitalist ve çığırından çıkmış dünya düzeninde ruh ve akıl sağlığını korumak için mucize bir ilaç kıvamında çünkü..
Gerçi şu yaşıma kadar bireysel ya da global anlamda yaşadığım/şahit olduğum birçok tecrübe bunu çok kolaylaştıracak kıvamda olmasına rağmen henüz çok az yol alabildim. Gördüğünüz gibi sürekli ''neden?'' diye soruyorum. Hala olan bitene ve 'insan'a şaşırabiliyorum!
Yani; yolum pek uzun gibi ama başka da yol yok gibi..!

***

''Bize kalmayacak bu dünya için bize kalacak günahlar biriktiriyoruz.'' demiş ya bir zat.. Burdan yola çıkarak ben de diyorum ki;
Ey çok kötü insan! Günlük hayatında kalp kırmamak, canlıları incitmemek, empati yapmak, duyarlı davranmak, hak yememek gibi değerlerin olmasa da, --ki senden bunları beklemek epey abesle iştigal olur!-- bari yalan, hırsızlık, yaralama/ öldürme vb. temel suç ve günahlardan vazgeç! Zira bu biriktirdiklerine dünyada yer kalmadı! Dağlar, denizler yetmiyor! Yapma!

Gör. Hisset. Düşün ve Değiş!
Bizi bunlarla şaşırt!



NeclaK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder