Geçtiğimiz günlerde ülkemizde yaşanan acı kazayla veya benzeri; ihmal, tedbirsizlik gibi hatalar sebebiyle kaybedilen insanlarımız için, herkes gibi ben de fazlasıyla üzgünüm. Gidenden çok geri kalanları için.. Onların her biri, birinin kardeşiydi/dostuydu, birinin eşiydi, birinin evladıydı, birinin babasıydı.. İstisnalar hariç, bu sıfatlardan en azından biri ya da birkaçını taşıyordu. Yani; onlar bir kere öldü geride kalanlarıysa her gün yeniden ölecek, bizler kendimiz ve sevdiklerimizin sağlığına şükredip, yaşamımıza kaldığımız yerden devam ederken...
Kiminin acısını belki zaman biraz dindirecek, kimi ise O'na kavuşacağı ana kadar içinde taşıyacak. Hep yarım kalacak hayatı, tamamlanamayacak. Yerine hiçbir şey koyamayacak, kaybettiği o canından bir parça olan canın.. Hepimiz biliriz ki; sevdiği birinin bu dünyadan göçmesi -hangi yaşta olursa olsun- geride kalan için hep erken, hep çok zor.. İnsana hem en büyük haykırışı, hem en derin sessizliği yaşatır o geri dönüşsüz yolculuk..
***
Ölüm; dünya üzerindeki milyarlarca insanın hemfikir olduğu tek mevzu sanırım. Onlarca farklı din ve bu dinlerin çatısı altında yüzlerce farklı inanış var. Bunların ortak değerleri de var, birbirine çok zıt uçlarda olanı da.. Ama hepsi, her canlının yaşamının bir gün biteceğini net olarak biliyor! Aksini iddia edeni yok. Sadece sonra ne olacağına dair inançlar farklı. Kimine göre ruhu farklı bir bedenle bu yaşamaya doyulamayası (!) dünyaya geri dönecek, kimine göre herşeyin sonu/ yokoluş, kimine göre ise asıl başlangıç.. Ben şahsen, herşeyin/herkesin hakkının verileceği gerçek bir aleme, gerçek huzura varılacağını düşünenlerdenim. Bu dünyada her kula nasip olmayan 'Gönül Gözü' ile bakıp görme ile lütuflandırılacağımız yere...
***
Ve bazen 'bugün ölsem buralarda neler olur acaba' diye düşünürüm..
İlk günler belki çok gözyaşı dökecek, sonra da zaman zaman hatırladıkça üzülecek insanlarım var. Bir anımız canlandığında, bir fotoğrafıma baktığında, birlikte sık paylaştığımız bir olay yaşadığında, en çok da; gezegenlerden, astrolojiden bir muhabbet duyduğunda:) hüzünle gülümseyeceklerdir.
Belki büyüdükçe çocuklarına/torunlarına bahsedeceklerdir: ''Necla teyzen bir manyaktı yavrum'' diye:) Diğer olası cümleler de şunlar olabilir :
İlk günler belki çok gözyaşı dökecek, sonra da zaman zaman hatırladıkça üzülecek insanlarım var. Bir anımız canlandığında, bir fotoğrafıma baktığında, birlikte sık paylaştığımız bir olay yaşadığında, en çok da; gezegenlerden, astrolojiden bir muhabbet duyduğunda:) hüzünle gülümseyeceklerdir.
Belki büyüdükçe çocuklarına/torunlarına bahsedeceklerdir: ''Necla teyzen bir manyaktı yavrum'' diye:) Diğer olası cümleler de şunlar olabilir :
"Ağlak ağlak gezerdi, dünya derdi bitmezdi, yani; adama bi huzur vermezdi:) ama seni çok severdi..
Yetişkinlerden çok, çocuklarla arası iyiydi. 'Onlar yalan söylemez, sahtelik bilmez, koşullu sevmez, hep masumdurlar' derdi.
Ve, insanoğlunun büyüdükçe masumiyetini kaybettiğini bir türlü kabullenemediğinden hayatı kendine zindan etmişti.
Aklı hep 8 yaşındaki saf ve değeri eksilmeyen arkadaşlıklarında, uslu bir çocuk olursa Şirinler'i göreceğini sandığı dönemlerde kalmıştı:) Hiç yaşının insanı olamadı..
IQ testi sonucu epey yüksek çıkmıştı ama bildiğin gerizekalıydı anlıycaan:))
Bir de; kıçı kırık bi bloğu vardı, ordan burdan yazar dururdu. Okurken darlanırdık bazen, çenesi gibi eli de durmazdı:)
Bi hayali vardı; o çok sevdiği adaya yerleşip sevdiği adamla ve bahçesinde köpeğiyle kimseye muhtaç olmadan huzurla yaşlanmak..
Bir de oğlu olsun isterdi, adı Ali olsun, onun en iyi arkadaşı olsun. Olamadı, yapamadı...
Yetişkinlerden çok, çocuklarla arası iyiydi. 'Onlar yalan söylemez, sahtelik bilmez, koşullu sevmez, hep masumdurlar' derdi.
Ve, insanoğlunun büyüdükçe masumiyetini kaybettiğini bir türlü kabullenemediğinden hayatı kendine zindan etmişti.
Aklı hep 8 yaşındaki saf ve değeri eksilmeyen arkadaşlıklarında, uslu bir çocuk olursa Şirinler'i göreceğini sandığı dönemlerde kalmıştı:) Hiç yaşının insanı olamadı..
IQ testi sonucu epey yüksek çıkmıştı ama bildiğin gerizekalıydı anlıycaan:))
Bir de; kıçı kırık bi bloğu vardı, ordan burdan yazar dururdu. Okurken darlanırdık bazen, çenesi gibi eli de durmazdı:)
Bi hayali vardı; o çok sevdiği adaya yerleşip sevdiği adamla ve bahçesinde köpeğiyle kimseye muhtaç olmadan huzurla yaşlanmak..
Bir de oğlu olsun isterdi, adı Ali olsun, onun en iyi arkadaşı olsun. Olamadı, yapamadı...
***
''Yaşamının sırlarını bileydin, ölümün sırlarını da çözerdin'' demiş Ömer Hayyam. Ben şu sıralar yaşamın sırrını çözmeye çalışıyorum. Ve öyle çook uzun yaşamak hevesinde de değilim. Bu dünyada kimsenin 'öteki yarısı' 'olmazsa olmaz'ı falan olmadığım için geride fazla acı da bırakmayacağımdır zaten..
Umarım herkes tam olarak gönlünden geçtiği gibi bir ömür ve ölüm yaşasın. Gönüllerden geçeni bilen tek varlık var ve şu anda bunu ne kadar gönülden yazdığımı da biliyor:) Bu duamı en başta benim için kabul etsin inşallah:)
Ve umarım, son perdenizi muhtaçlık nedir bilmeden, geride muhtaç bırakmadan kapatmış olursunuz...
Sevgiler,
''Yaşamının sırlarını bileydin, ölümün sırlarını da çözerdin'' demiş Ömer Hayyam. Ben şu sıralar yaşamın sırrını çözmeye çalışıyorum. Ve öyle çook uzun yaşamak hevesinde de değilim. Bu dünyada kimsenin 'öteki yarısı' 'olmazsa olmaz'ı falan olmadığım için geride fazla acı da bırakmayacağımdır zaten..
Umarım herkes tam olarak gönlünden geçtiği gibi bir ömür ve ölüm yaşasın. Gönüllerden geçeni bilen tek varlık var ve şu anda bunu ne kadar gönülden yazdığımı da biliyor:) Bu duamı en başta benim için kabul etsin inşallah:)
Ve umarım, son perdenizi muhtaçlık nedir bilmeden, geride muhtaç bırakmadan kapatmış olursunuz...
Sevgiler,
NeclaK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder