1 Mart 2015 Pazar
Leyla'dan geçme faslı..
Kuran, Secde Suresi 9. ayette şöyle diyor:
''..Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi...''
Buradaki 'üfleme'yi 'yarattıklarına kendi hayatından hayat, kendi canından canlılık vermek' olarak açıklıyorlar. Yani, Allah hepimizin içinde. Her an, her saniye. Kalabalıklar içindeyken, yalnızken, uyurken...Her canlı O'nun bir parçasını taşıyor. Bizlerin bu ruh ve bedenlere nasıl davrandığı da O'nun emanetine ne kadar saygı gösterdiğimizi, O'nu ne kadar hatırladığımızı veya ne kadar unuttuğumuzu anlatıyor bir nevi..
Victor Hugo 'Vicdan insanın içindeki Tanrı'dır''demiş. Evet, yaşam boyu içimizde taşıdığımız o parçanın diğer adı bence de bu: Vicdan..
Kendimize veya başkalarına verdiğimiz manevi, maddi ya da fiziksel zararların hepsini vicdan süzgecinden geçirmediğimiz için yapıyoruz.. Tüm davranışlarımız; önce O'nun bize verdiği akıl ile düşünülmüş ve sonra eyleme geçirilmiş hareketler. Fakat düşünme halinden eyleme geçerken, o ikisinin ortasında vicdanımızdan onay almamışsak, orada süzmemişsek, şu an 'nefsime fayda sağlayan ne?' değil de, 'razı olunan ne?' dememişsek o eylem, o ağızdan çıkan söz, o alınan karar illaki ya ahlaki değerlere aykırı, nankörce, vefasızca bir hareket olur ya da en iyi ihtimalle eksiktir. Ve, başkasına karşı yapılıyor görünse de en çok da kendimizden eksiltmektir aslında.
***
Size karşı güven içinde olan birine yalan söyleyip incitiyorsanız, süzmemişsinizdir.
Haklının, yani Hakk'a uygun ve adil olanın değil de, -hiç bitmeyecek sandığınız bu dünya hayatında- işinize daha çok gelenin tarafında oluyorsanız, süzmemişsinizdir.
Egonuzu beslediği, keyif ya da herhangi bir şekilde fayda/haz verdiği sürece yanınızda tuttuğunuz veya umut verdiğiniz bir insanı, hevesleriniz değişince kaypaklık ve rahatlıkla bir kenara atabiliyorsanız, süzmemişsinizdir.
Küçücük savunmasız çocuklara, sabır ve anlayışla doğruyu öğretmek yerine, bağırıyor, dövüyor, sövüyorsanız, bu davranışların onun geleceğinde ruhsal kaygılara, psikolojik sorunlara yol açabileceğini aklınızdan geçirmiyorsanız, süzmemişsinizdir.
Yargılamadan önce empati dediğimiz 'yerine koyma' yı hiç denemiyorsanız, süzmemişsinizdir..
Bu yazdıklarım çevremde en sık gözlemlediklerim veya bazısı maruz kaldıklarım. Ve işin kötüsü bunlar en hafifleri.. Dünyada yaşanan, her geçen gün acı içinde izleyip okuduğumuz birçok olaydan bahsetmeye gerek bile yok sanırım! Hırsızlıklar, cinayetler, tecavüzler... daha neler neler..
Ve tabi, hayvanlara kötü davranmak, bir ağacın dalını sebepsiz yere kırmak, yere çöp atmak gibi doğaya ve doğada nefes alan herşeye verdiğimiz zarar da dahil bu söylediklerime..
Zekanızın yükseklik derecesi, becerilerinizin ve yeteneklerinizin fazlalığı, elde ettiğiniz sıfatlar, mevkiler, büyük başarılar... Hep o süzgeçle birlikte kullanmayı düstur edinmediğiniz sürece tüm bunların hiçbirinin anlamı yok. Tek bir canlının kalbindeki sızının, gözündeki yaşın sebebiyseniz, sizde yediğiniz ya da vermediğiniz bir hakkı kaldı ise, 'helallik istemek', 'gönül almak' ya da 'af dilemek' yerine hep nefsinizle yüzleşmekten alabildiğine kaçmayı seçiyorsanız size verilen bu canla ilgili büyük bir 'mana' yanılgısı içindesiniz demektir.. Bir mezar taşından alıntılanan şu söz söylemek istediğimi çok güzel özetliyor; ''Ya gel, ol ve git. Ya git, ol ve gel!''
***
''İncitme! İncittiğin yerden incinirsin'' demiş Mevlana. Ben kimse o yerden incinsin istemiyorum. İnsan hata yapar. Ben istiyorum ki; farkına varsın. Hepimiz farkındalıklı insanlar olalım. Birbirimizde bunu görelim, duyalım, hissedelim ve affedelim.. Hatanın sahibi cesur karakterliyse bir yöntemle af diler, bir adım atar. Zayıf biri ise o adımı atmaz belki ama en azından yaşadığı farkındalık ve pişmanlık duygusu ile gönlü temizlenir. Önemli olan da budur. Herkesin gönlü temiz olsun ki, gönül gözü açık olsun ve bu döngü son bulsun.. Çünkü; bizi inciten kişi ya da meseleyi O'na havale edip yola devam etmek yerine, takılı kalarak kendi içimizi, buna sebep olan, yani inciten tarafsak da bu dünyayı cehenneme çeviriyoruz zamanla..
İnsanların kirlettiği bu muhteşem evreni, yine biz insanlar, her koşulda genel geçer doğruların yanında yer alan vicdanlarımızla temizleyebiliriz ancak.. Ben yaşamınızdaki önceliklerinize bir göz atın derim. Belki yeri değişmesi, eklenmesi ya da çıkarılması gereken kavram veya kişiler vardır..! Belki de ''Leyla'dan geçme faslı''dır artık...
Sevgiler,
NeclaK
''Helak olacağınızı bilseniz dahi yalan konuşmayın, doğruluktan ayrılmayın.'' Hz. Muhammed
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder