''Hayat kısa / Kuşlar uçuyor..'' Neden? Çünkü konacakları dal kalmadı hayvancıkların. Kestiler hepsini! Onlar da boyna uçuyor işte..
Evet, anlaşıldığı üzere memleketteki bu gidişe isyanım var! İnsanlara yapılan fiziksel, ruhsal, her türlü bireysel/toplumsal haklarla ilgili eziyetleri zamanla çok olağan şeylermiş gibi sindirmemizin, birer makinaya dönüşmemizin beklentisi yetmiyormuş gibi, bu tip doğa katliamlarıyla da aldığımız nefesin kalitesini düşürerek, alabildiğimiz(!) kadarıyla yetinmemiz isteniyor. E tabi, yetinmeyi bilmek önemli mesele! İktidar sahipleri çok dindar ya, böylece bizlere şükrü ve sabretmeyi öğretiyorlar.. Mesela;
* 'Yeni Türkiye' sloganıyla yola çıktık, zulüm şeklinde level atlıyoruz..Şükür..!
* 21.yüzyılda yaşıyorken(!) şehirlere metro ve yeni yollar yapılması çok acaip, ekstra, beklenmedik bir olay! Varsın diğerleri uzaya gitsin, bizim için bunlar hizmette uzay zaten.. Şükür!
* Gerçi düşünüp taşınıp bizlere maaş diye belirledikleri o paralar 18.yüzyılın geçim şartlarına uygun ama olsun.. Sabır!
* Ağır, riskli ya da erken müdahale gerektiren hastalıklara sahip olanlara ise, özel hastanenin kapısından geçemeyeceği için devlette sırasını beklerken hala ölmediği için, hem Şükür, hem Sabır!!
Bunlar sadece bir kısmı. Daha naapsın bu devlet bize? Şunları yazarken bile maneviyatım yükseldi valla..!!
Bu sabah arkadaşlarımla kahvaltıdaydık. Son keyif çaylarımızı içerken gazetelere bir göz atalım dedik. Ama ne keyif! İlk sayfada malum surat, resminin altında da her zamanki malum cümlesi: ''Sabrımızın sınırı var!'' Özellikle son yıllarda en çok duyduğumuz, sayısı ortalama 15 civarlarında olan sabit laflarının listesinde ilk 3'e girer bu bence.. Ama benim Top 10 listemde 1 numara: ''En iyi biz biliriz, biiizz'' beyanıdır. O dağarcık, o birikim, o özgüven..! İnsana 'Hey maşşallahh' dedirtiyor adeta!!
***
Ben siyasi içerikli yazı yazmayı hem ilgi alanım olmadığı, hem fazla bilmediğim, hem de -anladığım ve farkında olduğum kısmında- hiçbirine inanmadığım için tercih etmem. Gerçi zaten olan biten fazla derin bilgiye ihtiyaç duymayacak şekilde gözümüzün önünde. Üstüne daha ne eklenir ki? Ama gerçekten insanın 'sabrının bir sınırı var'!! Doluyor, taşıyor, doluyor, taşıyor.. Giderek azalan umut, paylaşınca biraz çoğalır gibi geliyor işte bazen..
Ama insanların sosyal medyadaki; içeriği güya 'duyarlılık' göstergesi olan mesajlarının sadece cahilce içini dökme, küfredip rahatlama, bir 'tık'la paylaşıp aynı saniyede mevzuyu unutma ve o -saygısızca- sabit fikirli hallerinden de içim şişiyor!
(*Tabi bunları, temel, genel geçer değerlere sahip, kendisinin ya da beğendiği başka birinin fikrini, önerisini paylaşan, yüzeysel karakterde olmayan kişileri tenzih ederek söylüyorum*)
Adam bir şehit annesinin acılı yüzünün fotoğrafını koyup üstüne 2 kelime sallıyor, vatandaşlık görevini tamamlıyor. 1 dakika sonra 'gerçek' duyarlı biri onu görüp, belki de etkisiyle gözyaşı döküyorken, o açıyor Instagram'ı koca memeli yabancı uyruklu bi hatun bulup onun fotoğrafını 'like'lıyor. Hooop, kafa değişiyor, meseleler bitiyor..!!
***
Hoop, bakın benim kafa da değişti.. Yandı devreler..
***
Hiçbir şey bir anda iyi olmayacağı gibi, bir anda kötü de olmadı. Kimimiz -işimize öyle geldiği için- bilerek, kimimiz de bilmeyerek izin verdik/veriyoruz belki de! Hepimiz bireysel olarak biraz bunun üzerinde düşünelim derim..!
Allah'tan dileğim; Sabır!
Güneşli günler,
NeclaK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder