24 Ocak 2013 Perşembe

aşık olunca..

Aşk insanoğlunun yaşadığı en acayip duygu bence... Bu konuda yazı yazmak hem çok kolay hem çok zor. Çünkü aşk; hem çok sağlıksız, hem de nerdeyse 'yaşamın anlamıdır' diyecek kadar değerli. Hem boşlukta bırakır, hem her yerini kaplar.Hem bulutlara çıkarır, hem acıdan öldürür. Hem güçlendirir, hem de korkutur... Ve benzeri bir çok ikilemler....
Bazen bunların ikisini aynı anda hissederiz, bazen de önce birini, sonra diğerini... Kişilere, olaylara, bakış açılarına göre değişir.. Bazen de hiçbiridir aslında ama kendimizi kandırırız.. O da biraz şizofrenik bi durum galiba:)

Yani, aşk dediğimiz şey öyle kısa bir tanımı olmayan, tarifi karmaşık, çok evrensel, az göreceli, gönlünü açan, gözünü kör eden, beyni dolduran, kalbi durduran bi duygu. O yuzden ''nasıl başlar? neden olur?'' a hiç girmeyip, aşık olunca ne hale geldiğimizden bahsetmek istiyorum biraz.
{Ya da 'nasıl maymun olduğumuzdan' mı desem?:) }

Kişisel tecrübelerime dayanarak ilk söyleyebileceğim şey; karşındaki adam/kadın kimdir? nedir? Azılı katil midir? Hastaneden kaçan deli midir? Hiiiiçç ilgilenmeyiz... Onu göreyim, gözüne bakayım, elini tutayım, öpeyim, koklayayım, gerzek gerzek sırıtayım.. İlk günlerde olan bu! iki taraf için de hayattan başka beklenti yok.. :)
Dünya artık daha güzeldir! Hep ''hayırlısı olsun'' dur, ''senin canın sağolsun''dur, ''amaaaann boşveer, sağlık olsun'' dur:)  Sürekli gürültü yapan üst komşun, işyerindeki ruh hastası iş arkadaşın, İstanbul trafiği, ağrıyan başın, bozulan sifonun, kar,yağmur, fırtına... hiçbiri artık dert değildir. Bi guru misali iyi niyet haline bürünürsün, humanizmin dibine vurursun ve herşey vız gelir! ''Adım thomas, bana bişey komaz'' kıvamında yani ;)
Normal insana dönüşecek süreci geçirince, yani; karşısındakinin aslında dünyaya gönderilmiş bir süper kahraman değil de, bildiğin normal insan olduğunu farkedebilecek hale gelince;
(- mesela ben en büyük aşkımı birkaç yıl sonra görünce, ''kelmiş la bu!'' dediğimi hatırlarım. Niyeyse bana hep sırma saçlı görünmüş!:) -) 
hala her haliyle kabulum diyebilene geçmiş olsun! Büyük sınavı geçti demektir :) O'na ''Asıl şimdi gerçek ilişkiye başlıyorsun, hayırlı olsun'' demeli..

[**Burada bir dipnot eklemek istiyorum. Daha doğrusu nacizane bit tavsiye: Baştan verdiğiniz tavizlere (ve vermemeniz gerekenlere) dikkat ediniz..!! ]

Amaaaa, çatışmalar başlarsa (ve aşk hala sürüyorsa) ayrılıp ayrılıp sonra ''sensiz yapamıyorum'' seromonilerinden oluşan 150 kere uzaklaşıp, yeniden biraraya gelmeler başlar.. -ki bu çoook beterdir, öldürmez süründürür, kaliteyi düşürür, zemini bozar -  Ya da fazla gururdan içi içini yiyerek herkes bi köşede bekler. Burda da ''Sevmez olaydım, görmez olaydım'' şarkısı devreye girer:) Kadın en iyi kız arkadaşlarına yapışır, erkek biraya ;)

Sonraki aşamalarda yine alternatifler çeşitlidir:

* Bir taraf bu bağımlılıktan korkar, ''noluyo bana'' der ve kaçar. ( zayıf karakter ya da eksik duygu !)
* Bir tarafın aşkı biter, gider! Diğerinin sürer, öylece orda kalır. bırakıldığı yerde...! Hayata küsme, bileklerini kesme, her yerde zırlama ve sürekli acıtasyon başlar.. (''eyvah, eyvah!'' dönemi)
* İki tarafta da biter. Herkes gider.. (Hiç sorunsuz, tak sepeti koluna dönemi:P)
* Olay artık laçka olmuştur. Adı aşktan çıkmıştır ama ya alışkanlıktan ya da hırslarından sürdürülmektedir. (Ezik haller.. Adsız dönem! )
vs...vs...vs......................
Aslında örnek çok ama içinden çıkılmaz...

Benim beklentime (veya hayalime:P) gelirsek; en önemli ve gerekli olan; saygıyı bozmadan sevgiyi kaybetmeden, zaman içinde bencilleşmeden sürdürebilecek cesur yüreğe sahip birini bulmak... Ve tutkuyu kaybetmemek..Ve hem bağlı, hem özgür kalabilmek.. Ve mutlaka dürüst olmak, her duygusunda ve her koşulda...!!
Yarabbim hepimize böylesini yaşatsın inşşallaahhh:) { Şu tarifime uyan hayali kişiyi çok sevdim de, coştum bir an:) }
Diyelim ki sürmedi, e tabi o zaman da hasarsız ya da en az hasarla atlatmak lazım. Bunun yöntemleri de kişiye ve yaşananlara göre değişir.

Yani bence aşk sağlıksız birşey! Ama aynı zamanda ''bol bol hayal kırıklıkları yaşasam da (-belki bazen, yaşatsam da) bi daha olsa yine olurum, pişman değilim'' dedirten de birşey.. Hem olmazsa olmaz, hem olmasa da olur birşey..Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan gibi birşey.. İşte insana böyle saçmalatıp duran birşey..:)

Hooopp, döndük mü başa?;))  .....................................................................................

Nietzche'nin aşka ve hayata dair bir şiiriyle bitiriyorum, sıkılmadan okuyup sonunu getirenlerinize tebrikler:)

Sevgiler..

Öyle bir hayat yasiyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir ask yasadim ki, tutkuyu da gördüm , pes etmeyi de.
Bazilari seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadim.
Öyle bir rol vermisler ki ,
Okudum okudum anlamadim
Kendi kendime konustum bazen evimde,
Hem kizdim hem güldüm halime,
Sonra dedim ki " söz ver kendine "
Denizleri seviyorsan , dalgalari da seveceksin ,
Sevilmek istiyorsan , önce sevmeyi bileceksin ,
Uçmayi seviyorsan , düsmeyi de bileceksin.
Korkarak yasiyorsan , yalnizca hayati seyredersin. Öyle bir hayat yasadim ki ,
son yolculuklari erken tanidim
Öyle çok degerliymis ki zaman,
Hep acele etmem bundan,anladim...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder